Sevişmeler korkak değil../..düşler yaralı

selamıma düşerse aşk,
ellerinden öperim
mümkünse kavgasız zamanların,
incelikli sabahlarında görüşelim

zaten susmayacaktım
sadece avutacaktım vedaları
bir kadeh şarap içer misiniz..? Ardından,
uyuturuz bütün sefil aldanışları

tutkunun doruklarında bekliyorum
müsaitseniz,
beraber kandıralım isimsiz dokunuşları

beni beklerken buldular kaçıp giden sevdaları
iyi niyetime gelmiş,
artık tutuklamıyorum duasız sürüklenen kayıpları

utancımı bağışlayın,
korkularımdan temizleyemedim fütursuz soyunmaları
sakıncası yoksa yardımınızı isteyeceğim,
o narin ellerinizle üzerimden çıkartır mısınız,
işe yaramayan yılışık avuntuları..?

gözlerimden öpmeyin, ayrılık getirir
batıl bir inanç doğru ama,
siz dudaklarınızı dudaklarımda gezdirin

hayır, üşümüyorum
dirileşen, biriken özlemlerimin teni
ışıkları yakmayın ne olur,
nefesiniz gözlerimin rehberi

biliyorum, beni sevmek istiyorsunuz
ama önce bir itirafım olacak;
düşlerime tecavüz ettiler,
bakire değil gülümseyişlerim

..artık her şeyi öğrendiniz
isterseniz şimdi beni,
sev(mey)ebilirsiniz….

Pelin Onay kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

“Tecavüzden sonra “zevk aldın mı?” diye sormak nasıl abesle iştigalse
Gidişinin ardından aylar sonra arayıp
“nasılsın, ne yapıyorsun?” diye sorman da o kadar abesti işte..
Uyuz bir itin kasığındaki pire kadar mutluyum..
Ve başını çöpe soktuğu için kıçı açıkta kalan bir kedi kadar tetikteyim.
Tut ki mutluyum..
Tut ki yıkıldım…
Sanane!”

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım.. inandığımı sandılar.. bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım..

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sevişen bir çifti izlersin gizli gizli, ve orada anlarsın birbirlerini sevip sevmediklerini.. çünkü hiçbir “delikanlı” yatağa atmaz sevdiğini, ve altına alıp evire çevire kirletmez henüz onun olmayan helalini..

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Avazın çıktığı kadar yalnızsın aslında.. avazın çıktığı kadar alkole batır, esrara batır, kokaine, eroine batır gövdeni; yine de kurtulamazsın temennimden, sen benim kucağımda vereceksin son nefesini ve ben alıp o son nefesi bir kavanoza koyacağım; nesiller boyu sergileyeceğim o aşksızlık, ihanet, vicdansızlık kokan nefesini..

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hayatı ıskalama lüksün yok senin

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yanlızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan,”bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla karşılaşabilirsin.iki ucu keskin bıçaktır bu işin sonu. yaptıklarınla değil yapamadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz. sen,” ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecktir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. özledin, kızdın, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün şiirler yazdın.”peki o ne yaptı?” deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? senin hayatı ıskalama lüksün yok. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü birşey değil. sen mutluluğu hiç bir zaman bağlamadın ki…epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. uzun zamandır görmediğin arkadaşlarınla görüşeceksin yine. yine onun için bıraktığın tüm güzelliklere geri döneceksin.sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler , ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. elbet değerini bilecek, verdiğin değeri hakedecek biri çıkacak karşına.ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini… sen de bulacaksın seni gerççekten seveni…

Nazım Hikmet kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları

İntiharın eşiğinden döndüm az önce
saat gece yarısını vurduğundan
eşiğe takılı kalan ponponlu terliklerim
bir masal saçmalığına kurban gitti
kırılmıştım
tüm kırılmışlıklarımı üst üste dizmiş
dipsiz bir uçurum kıyısından kendimi bırakmaya hazırlanıyorken
dur bile demeyen Pollyanna’dan dost olmazdı anladım
içinde besle büyüt yıllarca
kendi infazına göz yumsun
Bugün Pollyanna’ya rest çektim bayım
büyükannemin kılığına bürünse de
açmayacağım hiçbir masal kapımı

Masalların acıtan taraflarını törpülemeye kalktım az önce
gerçeklerin keskinliği size zarardı bayım
en az Pollyanna kadar kırgındım size
eski kırık kalbini getirene yenisini veren bir kampanya da yoktu üstelik
umudumun yırtık zarını güzel yalanlarla yamaladım
dikiş yerleri siz kanadı bayım
bir film şeridi gibi gözümün önünden geçerken aldanışlarım
acilen hayatıma cüzi dozda şiir almalıydım

Şiiri fazla kaçırdığım bir akşamda
kendimden geçiyordum
size uğradım
çok kalmayacaktım
mevsimsizliğime dokunurken
güzden geçtiğinizi söylediniz
her akşam aynı satır başında buluştuk sonralarda
kağıttan uçaklar yapıp
cam kenarında afili bir yere iliştirip aşkımı
gönderdim yüreğinize
paragraflar boyunca seviştik sonra
bütün imla suçlarını işliyorduk
failiydik kusursuz imhaların
de’ler ve ki’ler ayaklandılar
virgüller aşktandı, dokunmadık
önümüze gelen noktaya kaç sille
sayamadık

Aşırı dozda şiirler almıştık yine
parantez aralarını boşaltmaktan aranan iki zanlıydık
- ‘ mevsimsiz, zamansız aşka yardım ve yataklıktan … ‘ -
ojelerini bozduğumuz tırnak işaretleri arasında yer alıyordu isimlerimiz
iğne deliğinden cennetler geçirirken biz
kimin umrundaydı

Şiirlerin masallara bulaştığı bir anda
miş’li zamanların laneti düştü üzerimize
elimiz kolumuz bağlandı dilek kiplerinde
mutlu sona doğru
bir cümleden diğerine geçerken nefes nefese, kan ter içinde
azami hız sınırını aşmaktan yargılanacaktık bir de

Yıldızların kuyruklarının kesildiği hecede soluklanırken
kimliği bilinmeyen mevsimlerce ateşe verilmişti masallar
aşkın kan kaybeden apoletleri düşüp kırılırken
‘ Güz sadece bir mevsim değil ‘diyordunuz bayım
gözlerimden dökülen yıldızlar avuçlarınızdan kayarken
tutmadığınız her dilek kendi mezarını kazıyordu

Koynumda beslediğim ihtimal mevsimsizliğe büyüyorken
kollarımı açabildiğim kadar sevmiştim sizi bayım
boyumca yalnızlığım var şimdi
DNA’sı ihanetin Güz’e dönümü

Ben sizden geçiyordum bayım
bir şiire uğradım
düştüğümde beni gördünüz sandığım
kör kuyuydunuz
Güz bir mevsim değildi anladım;
gözlerime inen perdede sahnelenen aldatılışım,
kırılmışlıklarımdan görünmeyen mutsuz sonsuz masallarım…

Dip bucak temizlik yapmaya karar verdim masallarda
ne Pamuk Prenses’in çürüyen elması kaldı
ne Hansel ile Gratel’in ekmek parçalarını yiyen kuşların pisliği ormanda
ne Pinokyo’nun tahta tozları arasında yalanları
ne de külleri Pollyanna’nın
intiharın eşiğinden dönerken bayım
içimde kalan siz kalıntıları
bir şiirde can verecekti

Şiirden de geçtim bayım
kendime geldim
masallar duruyordu
siz yoktunuz

Altşiir : Güz keşke bir mevsim olsaydı.
Hazan’dan Zemheri’ye geçerdi.
Hiç değilse…

Dilek Akın

Dilek Akın kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ağzının içine düşen bir sürü kişi olsada.. Sen gider yine ağzının içine sıçanı seçersin!

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

‘Git’ kelimesini kabul edemem, g’yi alırım ama; göz yaparım, gel yaparım, gam yaparım.. Kalanını götürebilirsin, kolye yap mesela, hiç olmazsa adın yazar üzerinde..

Küçük İskender kategorisine gönderildi | Yorum bırakın